Veri Yedekleme ve Felaket Kurtarma

Sistemlerin ne kadar dayanıklı olduğu değil, düştükten sonra ne kadar hızlı ayağa kalktıkları şirketin kaderini belirler. Test edilmemiş bir yedek, sadece bir umut parçasıdır.

Dijital çağda siber saldırılar veya donanım çökmeleri "eğer" değil, "ne zaman" gerçekleşeceği tartışılan olaylardır. Bir fidye yazılımı (ransomware) saldırısında veya ana sunucu odasında çıkan bir yangında, operasyonun durması kaçınılmazdır. Bu noktada şirketin varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği, Felaket Kurtarma Planı'nın (Disaster Recovery Plan - DRP) gücüne bağlıdır.

Bir felaket anında iki temel matematiksel hedef devreye girer:

1. RPO (Recovery Point Objective - Kurtarma Noktası Hedefi): Şirketin tahammül edebileceği maksimum veri kaybı miktarıdır. "Sistem çöktüğünde en fazla ne kadar geçmişe dönebiliriz?" sorusunun cevabıdır. RPO'su 24 saat olan bir şirkette dünkü yedek yeterlidir; ancak saniyede binlerce işlem yapan bir borsanın RPO hedefi saniyelerle ölçülür. 2. RTO (Recovery Time Objective - Kurtarma Süresi Hedefi): Çöken sistemlerin ve verilerin yeniden ayağa kaldırılarak operasyonun devam edilebilir hale gelmesi için geçen maksimum süredir. Sistemler çöktükten sonra "Kaç saat içinde tekrar fatura kesebileceğiz?" sorusuna yanıt verir.

Yedekleme mimarisi (On-premise, Bulut veya Hibrit), bu iki hedefin kesişim noktasında şekillenir. Sadece yedek almak yeterli değildir; bu yedeklerin fiziksel ve ağ olarak ana sistemden izole edilmiş olması (Air-gap) ve periyodik olarak geri dönüş testlerinin yapılması zorunludur.

Disaster Recovery
RTO (Süre)
Temel İşlev
Operasyonel Kesinti Süresi
Şirket Etkisi
Müşteri Güveni
VS
DRP Testi
Temel İşlev
Yedeğin Doğrulanması
Şirket Etkisi
Sistemik Dayanıklılık